Blog

Kalbimizle Değil, Beynimizle Seviyoruz

Neden kimi çokça severken, bir başkasının sevme potansiyeli azdır? Neden bazıları sevgisini yeterince gösterebilirken,  bir başkası asla sevgisini ifade edemez? Sevgi, gönülden gönüle değişen bir duygu mu? Yoksa kalbimizle değil de aklımızla mı seviyoruz?

Beyninde “Ayna Nöronları” Az Olan, Az Seviyor

Bilim insanlarının, insan beyin üzerinde yaptıkları araştırma sonuçlarına bir yenisi daha eklendi. Aslına bakarsanız, sonucun doğruluğuna pek şaşmamak gerek. Şu sözü çok severim; “Aklınızla sevip, yüreğinizle düşünün.” Akla ve mantığa aykırı olan bir sevgiden hiç kimse faydalanamaz.

Beynimizdeki ayna hücreleri, karşı tarafı algılayıp, beden dilini, sözlerini, ses tonunu, mimiklerini kaydederek, ayna hücrelere gönderiyor ve bizler bu hücrelerimizin iletileriyle karşı tarafla empati kurabiliyor ve ona sevgi hissediyoruz.

Kısacası ayna hücreler, birlikte olduğumuz insanların duygusal akışını,amacını tesbit edip, kopyalayan hücreler. Bir başka deyişle, sezgisel durumu kopyalıyorlar.

İşte eğer kişinin beynindeki ayna nöronları fazla ise, fazla seviyor: Az olan ise az seviyor. İki kişinin beyni birbirine yakımsa, sevgileri güçlü oluyor. Birinin az, diğerinin çoksa sevgi tek taraflı devam edemiyor.

Sevgiliniz ya da Eşinizin Sevgi Dolu Bir Ailede Büyümesi Çok Önemli

Sevginin genetik bir eğilim olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla sevgi sevgiyi, öfke öfkeyi büyütür. Beynimizdeki duygu merkezi ne kadar gelişmiş ise o kadar sever ve empatik oluruz. Gelişmemişse kavgacı, eleştirici, yıkıcı ve mutsuz olur, mutsuz ederiz. Bu sebeple evlenmeyi düşündüğünüz kişinin aile yapısını incelemenizde fayda var. Kavga, şiddet, huzursuzluk içinde büyümüş ise, sevgi anlamında pek gelişmemiş demektir.

“Sevgi Piramidiniz” Nasıl? Sevgi piramidinde üç çeşit insan yere alıyor.

1)Sevgiyi sıradan kullananlar. Bu kişiler herkese kolayca “seni seviyorum” derler çünkü sevgiyi pek hissedemezler. Materyalistlerdir, onlar için her şey maddiyat ve paradır. Empati kuramazlar, sevgileri beyinlerinde ve kalplerinde değil sadece dillerindedir.Sevmek ve sevilmek anlamında mutlu olamaz ve mutlu edemezler.

2) Sevgiyi üstün şekilde kullanalar. Beyinlerinin sevgi merkezi gelişmiş kişilerdir. Sevdikleri insanlarla empati kurabiliri, onlar için fedakarlıkta bulunurlar. Hem sözel hem de davranışlarıyla sevgilerini hissettirirler. Kendileriyle barışık bu kişiler mutludurlar ve mutlu etmeyi bilirler.

3)Bilge sevgiyi kullanalar. Sevgi piramidinin en üst seviyesidir. Sadece bu dünyayı değil, ölüm sonrasını da düşünerek seven insanlardır. Merhamet duyguları ve algıları epeyce gelişmiştir.

Sevgi Bağından Yoksun Olanlar, Seviyor-MUŞ- Gibi Davranıyorlar

Beyninin sevgi hücreleri yeterince gelişmemiş kişiler, sevgi bağından yoksun oluyorlar ve ne yazık ki seviyorMUŞ gibi kendilerini gösteriyorlar. Aileden genetik olan bu durum, anne babalarında da mevcut oluyor. Bu yetişkinler, çocukluk yıllarında sevgi ile sarılmayı deneyimlememiş oluyorlar. Chikago Üniversitesinden Jhon Cacıoppo diyor ki; “İlişkilerimizin duygusal durumları kalp, damar ve hormonal sistemimizin rotasına önemli ölçüde etki yapıyor.”

O halde dileğimiz şöyle oluyor; Herkesin sevgiyi bilen insanlarla karşılaşması dileğiyle…